Hukuki Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hukuki Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2019 Pazar

Adli Yargılama Makamları





1.       Sulh Hukuk Mahkemeleri

Sulh Hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir ve görevleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinde sayılmıştır. Buna göre dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
·         Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,  
·         Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
·         Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,  
·         Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler.

2.       Asliye Hukuk Mahkemeleri
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanunun 6. maddesine göre “Asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar.”
Bir de sadece ticari davalara bakan Asliye Ticaret mahkemeleri vardır. Bu mahkemeler de tek hâkimlidir. Görevleri ise Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinde şöyle belirtilmiştir:
·         Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
·         Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.

3.       Özel Hukuk Mahkemeleri
Bu mahkemeler özel kanunlarla kurulmuş ve yalnızca özel işlere bakan mahkemelerdir. Örneğin iş mahkemeleri 5221 sayılı İş Mahkemeleri Kanununda belirtilen işleri yaparlar. Bunun dışında; icra, aile, kadastro vb. mahkemeleri de özel hukuk mahkemelerine örnek gösterilebilir.

4.       Asliye Ceza Mahkemeleri
Asliye ceza mahkemelerinde bir hâkim ve bir savcı bulunur. Cumhuriyet savcısı kamu davalarını açar ve iddia makamı olarak mahkemede hazır bulunur.  5235 sayılı kanunun 11. maddesine göre sulh ceza hâkiminin ve ağır ceza mahkemesinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye hukuk mahkemelerinde görülür.

5.       Sulh Ceza Hâkimliği
2014 tarihli 6545 sayılı kanun ile ceza mahkemeleri sayılırken sulh ceza ibaresi maddenin metninden çıkarılmıştır.  Yine aynı kanun ile Sulh ceza mahkemelerinin görevlerini sayan maddenin başlığı Sulh Ceza Hakimliği olarak değiştirilmiştir. Buna göre “Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur.”

6.       Ağır Ceza Mahkemeleri
Bu mahkemelerde bir başkan bir savcı ve yeteri kadar üye bulunur. Görevleri ise 5235 sayılı kanunun 12. maddesinde sıralanmıştır.
5235 sayılı kanun madde 12- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir…

7.       Özel Ceza Mahkemeleri
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu çocuk mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelere aynı kanunun 26. maddesi şu görevleri vermiştir:
·         Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar.
·         Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.
·         Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir.
·         Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, kanunun 17. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu kanunla kurulan mahkemelerde görülür.
Anayasa mahkemesinin Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapması da özel bir ceza mahkemesi olarak görülebilir.

8.       Bölge Adliye Mahkemeleri
Bu mahkemeler istinaf niteliği taşır ve Yargıtay’ın yükünü hafifletmeleri öngörülmüştür. Bölge adliye mahkemeleri, başkanlık, ceza daireleri başkanlar kurulu, hukuk daireleri başkanlar kurulu, daireler, bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcılığı, bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu ve müdürlüklerden oluşur. (5235 sayılı kanun madde 26)
Görevleri ise 33. maddeye göre adlî yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak, kanunlarla verilen diğer görevleri yapmaktır.

27 Mart 2019 Çarşamba

İdari Yargı Birimleri



1.      İdare Mahkemeleri
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. Maddesi uyarınca Vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki; iptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları çözmek ve diğer kanunlarla verilen işleri yapmak idare mahkemelerinin görevidir. Aynı kanunun 4. maddesine göre mahkeme kurulları bir başkan ile iki üyeden oluşur. Ancak bazı davalar tek hakimle çözülür. Bunlar: uyuşmazlık miktarı yirmi beşbin Türk Lirasını aşmayan konusu belli parayı içeren idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davalarıdır.(2576 SK M.7)

2.      Vergi Mahkemeleri
2576 sayılı kanunun 4 .maddesi mahkeme kurullarının bir başkan ile iki üyeden oluşmasını öngörmüştür. Bu mahkemelerin görevleri ise aynı kanunun 6. maddesinde belirtildiği üzere genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözmek ve diğer kanunlarla verilen işleri yapmaktır.
Vergi mahkemelerinde ise uyuşmazlıklardan kaynaklanan toplam değeri yirmi beşbin Türk Lirasını aşmayan davalar vergi mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir. (2576 SK M. 7)
İdare ve Vergi mahkemelerinde kararı tek hakim vermişse itiraz üzerine karar Bölge İdare Mahkemelerince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararı kurul vermişse bu sefer karar Danıştay tarafından incelenir. İdare ve Vergi mahkemeleri her ilde bulunmaz.



5 Mart 2019 Salı

Hakimin Takdir Yetkisi ve Hukuk Yaratması


Hakimin hukuk yaratması ve takdir yetkisi birbirine benzer kavramlar gibi görünebilir bu yüzden karıştırılmaları mümkündür. Ancak ikisi birbirinden farklı durumlarda söz konusu olurlar. Bu farkları ortaya koymaya çalışacağız.

A)     Hakimin Hukuk Yaratması
Daha önce hukukta boşluk türlerini paylaşmıştık. Yasa koyucunun boşluklarını doldurma görevi hakimlere verilmiştir. Buna hakimin hukuk yaratması denir. Tabi hakim bunu kendi keyfine göre yapamaz. Nitekim TMK madde 1 bu konuda açıkça hüküm belirtmiştir.

TMK m. 1-Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

Diyelim ki hakim tespit ettiği bir boşluğu hukuk yaratarak doldurdu. Peki koyulan kuralın denetimi var mıdır? Evet vardır. Bu denetimi Anayasa Mahkemesi değil bir üst mahkeme yapar. Üst mahkeme hakimin koyduğu kuralın sadece hukukiliğini denetler. Ayrıca bu kural bağlayıcı değildir. Yani başka bir vakada başka bir hakim bu kurala uymak zorunda değildir. Hatta kuralı koyan hakim bile başka bir durumda koyduğu kurala uymayabilir. Çünkü koyduğu kural sadece o somut olay için geçerlidir.

B)     Hakimin Takdir Yetkisi
Hakim yasaklı durumlar dışında önüne gelen davayı çözmek durumundadır. Somut olayın yapısına ve niteliklerine göre karar vermek veya gerekli tedbirleri almak takdir yetkisi olarak adlandırılır.  Ancak kanun kendisine bu yetkiyi vermiş olmalıdır ve kanunun belirlediği sınırın dışına çıkamaz. Ayrıca hakkaniyete uygun davranma yükümlülüğü altındadır.

TMK m.4- Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Son olarak hakimin takdir yetkisini kullanırken verdiği kararlar Yargıtay denetimine tabidir.

28 Ocak 2019 Pazartesi

Hukuk Kurallarının Yaptırımları


            Hukuk düzeni koyduğu kurallarla insanlara yüklediği sorumlulukların yerine getirilmesini ister. Birey bu sorumluluklardan kaçarsa yaptırımla karşı karşıya kalır. Yaptırım toplum için önemli rol oynar. Bireyin hukuka uygun davranması ve haksız fiillerden kaçınması noktasında bütün toplumlarda yaptırım önemli bir göreve sahiptir.

A.     Ceza
TDK, cezayı uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem olarak tanımlamıştır. Ayrıca ceza farklı şekillerde ortaya çıkabilen bir yaptırımdır. Çünkü toplumların suç, suçlu, suçlunun cezalandırılması konularındaki farklı düşünce yapıları ceza anlayışını etkilemiştir. Bununla birlikte insanlık tarihinin her devrinde cezaya rastlamak mümkündür. Örneğin Antik Yunan’da Atimia adlı şeref, haysiyet kırıcı cezalar verilmiştir. Daha da geriye gidilecek olursa mesela Babil’e… Hammurabi kanunlarının dayanağının kısasa kısas olduğu görülür.

B.      Tazminat
Tazminat, bireylerin ya da idari makamların hukuka aykırı fiilleri sonucunda meydana gelmiş zararın giderilmesi için öngörülmüş bir yaptırımdır. Özel hukuk alanına aittir ve maddi veya manevi tazminat şeklinde olabilir.

C.     Fesih
Geçerli olarak doğmuş hukuki bir işleme sonradan son vermek gerekir. Burada fesih şeklinde bir yaptırım söz konusu olur. Bu yaptırım da özel hukuka aittir. Örneğin geçerli olarak kurulmuş bir satış sözleşmesi malın bozuk çıkması nedeniyle alıcı tarafından feshedilebilir. Alıcının böyle bir hakkı vardır, bu hakkına dayanarak aldığı malı iade edip ödediği bedeli geri talep edebilir.

Bunların dışında bir de hükümsüzlük hali vardır. Ancak o ayrı bir başlık olarak incelendiği için burada yer verilmemiştir.

27 Ocak 2019 Pazar

Özel Hukuk-Kamu Hukuku Ayrımı

     Özel hukuk, Kamu hukuku ayrımı Roma'nın en önemli hukukçularından biri olan Ulpianus'a dayandırılmaktadır. Roma'da, Özel hukuk Ius Privatum olarak bilinirken Kamu hukuku ise Ius Publicum olarak adlandırılmıştır. Roma hukuku daha çok Ius Privatum alanında inkişaf etmiştir.
Günümüzde Özel hukuk- Kamu hukuku ayrımı önemini yitirmeye başlamıştır. Çünkü, Çevre ya da Hava hukuku gibi yeni hukuk dalları ortaya çıkmıştır ve bunların hangi ayrıma gireceğini kestirmek zordur. Ancak yine de hukuk dallarının kendi aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları göz önünde bulundurularak Özel hukuk- Kamu hukuku ayrımı yapılmıştır. Bunlara ilaveten bir de Karma hukuk vardır.

Kamu Hukuku: Devletin bireylerle, diğer devletlerle veya uluslararası organizasyonlarla kurduğu ilişkileri konu edinen hukuk dalıdır. Kısaca işin içinde devlet varsa Kamu hukukunun alanıdır. Kamu hukukunda yetkili ve üstün olan devlettir. Devlet iradesini muhataplarına zorla da olsa kabul ettirir. Dolayısıyla burada taraflar arasında eşitsizlik göze çarpar.

Özel Hukuk: Toplumu oluşturan bireylerin birbirleriyle veya toplumlarıyla olan ilişkilerini düzenleyen hukuk koludur. Özel hukuk kapsamındaki ilişkiler tarafların serbest ve eşit iradelerine göre kurulur.

Karma Hukuk: Her iki hukuk koluna da dahil edilebilecek olan hukuk koludur. Çünkü Karma hukukun dalları hem Özel hukuka hem de Kamu hukukuna ait özelliklere sahiptir.




Anayasa Hukuku: Devletin şeklini, organlarını ve işleyişini, birbirleriyle olan ilişkilerini, kişinin devlet karşısındaki durumunu düzenler.

İdare Hukuku: Yasama ve yargı dışındaki kamu kuruluşlarını, ve bunların işleyişlerini ve bunların kişiler ile olan ilişkilerini düzenler.

Ceza Hukuku: Cezayı gerektiren hukuka aykırı fiillerde bulunanların cezalandırılmasıyla ilgili kuralların yer aldığı kamu hukuku dalıdır.

Uluslararası Hukuk: Devletler Umumi hukuku ya da Uluslararası hukuk, devletlerin ve uluslararası kuruluşların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenler. Bu bağlamda devletler hukuku, devletlerin iç işleyişini ve iç ilişkilerini değil, devletin diğer devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla olan ilişkilerini ele alır

Genel Kamu Hukuku: Soyut olarak devletin oluşumunu, devlet otoritesinin kaynağını, kişilerin özgürlüklerini inceler. 

Mali Hukuk (Vergi Hukuku): Devletin mali etkinliklerini düzenleyen hukuk dalına mali hukuk denilmektedir. 

Yargılama Hukuku: Mahkemelerin yargı görevini yerine getirirken izleyecekleri yöntemleri düzenleyen hukuk dalıdır. Yargılama hukuku kendi arasında medeni yargılama hukuku, ceza yargılama hukuku ve idari yargılama hukuku olmak üzere üç ana gruba ayrılır.

İş Hukuku: Gerek kamu, gerek özel kesimdeki işçi ve işveren ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır.

Banka Hukuku: Bankaların kuruluşunu, faaliyetlerini, kişilerle olan ilişkilerini ve devlet tarafından kontrollerini düzenleyen hukuk dalıdır.

Hava Hukuku: Hava hukuku, hem devletin hava egemenliğini, hem de hava yolu ile eşya ve yolcu taşıma kurallarını içerir.

Çevre Hukuku: Çevre kirlenmesinin önlenmesi, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin kuralları içine alır. Çevrenin muhafazası, iyileştirilmesi için kurallar koyar, yaptırımlar uygular

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku: Burada fikri mülkiyet kavramı ve bu anlamda doğan hakların nasıl korunacağı meselesi ticaret hukuku, telif hakları hukuku, patentler, markalar, tasarımlar açılarından incelenmektedir. Fikri mülkiyet hukuku alanındaki uluslararası belgeler de, ayrıca incelenmektedir.

Medeni Hukuk: Özel hukukun en kapsamlı dalı Medeni hukuktur. Medeni hukuk, kişi, aile, miras, eşya ve borç ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır. Diğer bir ifadeyle Medeni hukuk, kişinin doğumundan ölümüne kadar, hatta ölümünden sonraki hukukî durumları da düzenleyen özel hukukun bir dalıdır.Medeni hukuk, kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku, eşya hukuku ve borçlar hukukunu da içine almaktadır.

Borçlar Hukuku: Borçlar hukuku, kişiler arasında kurulan çeşitli borç ilişkilerini ve bunlardan doğacak alacak haklarını ve borçları düzenler. Borç ilişkileri Türk ve İsviçre Hukukunda ayrı bir düzenlemeye bağlı tutulmuş olmasına karşın Borçlar hukuku aslında Medeni hukukun bir dalıdır.

Ticaret Hukuku: Kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenler. Ticaret hukukunda, ticari işletmeler, şirketler, kıymetli evrak, deniz ticareti ve sigorta alt hukuk dallarını oluşturmaktadır.

Devletlerarası Özel Hukuk: Bu hukuk dalı, bir devlete bağlı olan kişilerin diğer bir devlete bağlı kişilerle olan özel hukuk ilişkilerinde uygulanacak hukuk kurallarını belirler. Uyrukluk (tâbiiyet), yabancılar hukuku, kanunlar ihtilafı gibi ana dallara ayrılır.


Kaynakça

Ankara Üniversitesi. (tarih yok). Hukukun Kolları ve Alt Dalları. Ankara, Türkiye.


25 Ocak 2019 Cuma

Yazılı Hukuk Kuralları Nasıl Yürürlükten Kalkar?


Kanun, cumhurbaşkanlığı kararnamesi gibi yazılı kurallar Resmi Gazete’de yayımlanırlar. Bunlar Resmi Gazete’de yayımlanmadıkça yürürlüğe giremezler. Yönetmeliklerin ise hepsinin Resmi Gazete’de yayımlanması gerekmez.
Ancak yürürlükteki kurallar zamanla dönemin ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelebilir. O zaman kuralın değiştirilmesi veya tamamen yürürlükten kaldırılması gündeme gelir. Peki yürürlükteki bir hukuk kuralı nasıl yürürlükten kalkar?
Bu soruya 3 farklı cevap verilebilir:
a.       Kendiliğinden yürürlükten kalkar.
b.      Başka bir norm onu yürürlükten kaldırır.
c.       Yargı kararıyla yürürlükten kalkar.

Kanun koyucu, düzenleme getirirken norma bir ömür biçebilir yani o normun ne zamana kadar yürürlükte kalacağını belirleyebilir. Ya da bir şart koyar, o olayın gerçekleşmesi halinde normun yürürlükten kalkacağına hükmeder. İşte normun ömrü bitince veya gerekli şartın meydana gelmesi durumunda norm başka bir işleme gerek duyulmaksızın yürürlükten kalkar. Buna normun kendiliğinden yürürlükten kalkması denir.
İlga denilen işlemle bir hukuk normu başka bir hukuk normunu açık bir şekilde yürürlükten kaldırabilir. Ancak bu işlem açıkça değil kapalı bir şekilde de olabilir. Buna da zımni ilga denir.  Bu yollarla bir norm başka bir norm tarafından yürürlükten kaldırılmış olur. Böyle bir durumda hukuk düzeninde bir boşluk meydana geleceği için hâkimin hukuk yaratması gündeme gelir.
Anayasanın 148. maddesi gereği kanunların, cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, meclis iç tüzüğünün anayasaya uygunluğunu Anayasa mahkemesi denetler. Bunların tamamını veya bazı hükümlerini iptal ederek yürürlükten kaldırabilir. İptal kararı Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlükten kalkar.
2017 kaldırılan tüzüklerin denetimini ise Danıştay yapardı. Tüzüğün yasaya aykırı olması halinde Danıştay tarafından iptal edilebilirdi. Böylelikle o tüzük yönetmelikten kalkmış olurdu.
Anayasa mahkemesinin ve Danıştay’ın bu işlevleri normların yargı kararıyla yürürlükten kalkmasına örnektir.

Hukuk Kurallarının Çeşitleri


                Hukuk kuralları niteliklerine göre tasnif edilmiştir. Buna göre kurallar 4 grupta incelenebilir.

1)      Emredici Hukuk Kuralları

Adından da anlaşılacağı üzere bu kurallar emir verirler. Yani uyulmaları mutlak surette zorunlu olan kurallardır. Bu kurallarda; genel kamu düzeni, toplumsal ahlak kuralları, zayıfların korunması gibi kıstaslar bulunur. Bu kurallara aykırı bir hukuki işlemin yaptırımı yokluk veya kesin hükümsüzlüktür.
Yapıları gereği bu kurallar bireyler tarafından ilga edilemez veya değiştirilemez. Mesela TMK madde 129, hısımlar arası evliliği yasaklamıştır. Buna göre üst soy ile alt soy arasında evlilik yasaktır. Görüldüğü gibi bu kural kesin bir hüküm içermektedir. Bunu yaparken de genel kamu düzenine ve toplumsal ahlak kurallarına dayanmıştır. Ayrıca bu maddenin kişiler tarafından kaldırılması veya değiştirilmesi mümkün değildir.

TMK M. 129- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
            1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
            2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
            3. Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.

2)      Tamamlayıcı Hukuk Kuralları

Öncelikle tarafların iradeleri dikkate alınır. Taraflar aksine hükümde bulunmazlarsa o konu hakkındaki tamamlayıcı kurallar uygulanır. Yani bu kurallar, taraf iradeleri sonucu kaldırılmadıkça veya değiştirilmedikçe uygulanacak olan kurallardır. Bu kurallar yedek hukuk kuralları olarak da anılır ve “aksine hüküm bulunmadıkça, aksi kararlaştırılmadıkça, aksine bir anlaşma yoksa” gibi ifadeler barındırır. Örneğin Borçlar kanunu madde 430’a göre belirli süreli hizmet sözleşmesi aksi kararlaştırılmamışsa fesih bildirimine gerek olmadan sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Taraflar fesih bildirimini gerekli görmezlerse bu hüküm uygulanır, isterlerse sözleşmenin bitimi için fesih bildirimine ihtiyaç duyulur.

TBK m. 430- Belirli süreli hizmet sözleşmesi, aksi kararlaştırılmadıkça, fesih bildiriminde bulunulmasına gerek olmaksızın, sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer.

3)      Yorumlayıcı Hukuk Kuralları

Yorumlayıcı kurallar iradelerin anlamını bulmaya yarayan kurallardır. O belirsiz durumdan ne anlaşılması gerektiği konusunda açıklama yaparlar. Örneğin bir sözleşme vadeye bağlanmış olsun. İşlemin ayın ortasında hüküm doğuracağı kararlaştırılsın.  İşte burada ay ortası olarak hangi günün anlaşılması gerektiğini saptamak için TBK madde 91’e bakılır. Buna göre ay ortasından ayın on beşi anlaşılır. Yani TBK madde 91 yorumlayıcı bir kuraldır.

TBK M. 91- Borcun ifası için bir ayın başlangıcı veya sonu belirlenmişse, bundan ayın birinci ve sonuncu günü; ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın on beşinci günü anlaşılır.

Tamamlayıcı ile yorumlayıcı kurallar arasında şöyle bir fark vardır: Tamamlayıcı kurallar tarafların hiç düzenlemediği bir konuda uygulanırken yorumlayıcı kuralların uygulanışında belli bir karara varılmıştır. Fakat bundan ne anlaşılacağı bilinmediği için yorumlayıcı kurallara başvurulur.

4)      Tanımlayıcı Hukuk Kuralları

Bir kavram veya kurum hakkında bilgi içeren o kavram ya da kurum için gerekli yasal unsur ve şartları gösteren kurallardır. Bu sayede o kavram ya da kurum hukuki olur.
Bu kuralları çoğu yerde görmek mümkündür. Örnek olarak TMK madde 19 yerleşim yerinin tanımını yapmıştır.

TMK m. 19- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.

23 Aralık 2018 Pazar

Yazılı Hukuk Kuralları Nasıl Yürürlükten Kalkar?


            Yazılı hukuk kuralları kendiliğinden yürürlükten kalkabileceği gibi başka bir kuralla ya da yargı mekanizmalarının verdiği kararlarla da yürürlükten kalkabilir.

§  Kendiliğinden Yürürlükten Kalkma
Yasa koyucu herhangi bir yasa çıkartırken ne kadar süre için geçerli olacağına dair bir düzenleme yapabilir ya da belli bir olay neticesinde yürürlükten kalkacağını da öngörebilir. Verilen süre dolunca veya işlem gerçekleşince o kural kendiliğinden yürürlükten kalkmış olur. Aksi takdirde norm geçerliliğini koruyacaktır.

§  Başka Bir Normla Yürürlükten Kalkma
TDK, ilga kelimesini bir şeyin varlığını ortadan kaldırmak olarak tanımlamıştır. Bu terim hukukta da kullanılmaktadır.
İki türlü ilga vardır: Açık ve Zımni (Örtülü) İlga
Açık ilgada kuralın yürürlükten kaldırılması bu işlemi öngören başka bir hukuk normu ile gerçekleşir. Ortaya çıkan hukuki boşluğu hâkim dolduracaktır.
Zımni ilgada ise yeni yasa diğer yasanın kaldırılması hususunda açıkça bir hüküm belirtmez. “Bu kanuna aykırı hükümler yürürlükten kaldırılmıştır” yönündeki söylemler zımni ilgaya örnektir.  Ancak bu durumda eski ve yeni kurallar arasında aykırılık meselesinin belirlenmesi sorunu ortaya çıkar. Bu yüzden bazı ilkeler benimsenmiştir. Örneğin; Yeni yasa eski yasayı ilga eder veya yeni özel yasa önceki genel nitelikteki yasayı zımnen ilga eder gibi.

§  Anayasa Mahkemesi Kararıyla Yürürlükten Kalkma
Anayasanın 148. maddesinde Anayasa Mahkemesinin görevleri düzenlenmiştir.
Madde 148- Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar...
Görüldüğü üzere Anayasa mahkemesi yazılı hukuk kurallarını denetler, bunların bir hükmünü veya bazı hükümlerini iptal edebilir. İptal kararları Resmi Gazete’de yayınlandığı zaman hakkında iptal kararı verilen normlar yürürlükten kalkar.