3 Aralık 2019 Salı

Parça Borcu-Çeşit Borcu


Dare borçları bakımından farklar bulunabilir. Bu noktada parça-çeşit borcu ayrımı önem kazanır.

Borcun konusu olan edim özel nitelikleriyle belirlenmiş ise parça borcu(ferden belirlenen borç, species) söz konusu olur. Bir başka ifadeyle yeryüzünde tek olan belirli bir mal taahhüt edilmişse parça borcudur.  

Çoğu zaman, parça borcuna gayri misli eşya (res nec fungibiles) konu olur. Bunlar ferden tayin edilmesi gereken eşyalardır. Örneğin borcun konusu Vincent Van Gogh’un Yıldızlı Gece isimli tablosu ise parça borcu olur.

Borcun konusu türü belirtilerek miktar olarak belirlenmişse borç çeşit (nevi,tür, genus)borcudur. Yani borçlanılan mal özellikleri belirtilmiş, herhangi bir miktarda maldır. Bir ton patatesin, on yumurtanın borca konu olması çeşit borcuna örnektir.

Çeşit borcunun konusu çoğu zaman misli (res fungibiles) eşyadır. Bunlar sayma, tartma, ölçme ile belirli hale gelir ve bu mallarda bir malın yerini aynı cinsten başka bir mal alabilir. Dolayısıyla tür borcu mantıken imkânsızlığa uğramaz. Yani bu mallar borçlunun kusuru olmadan telef olsa bile borçlu borcundan kurtulamayacaktır. Çünkü borçlu o malları değil belirli bir türdeki malları borçlanmıştır. O türdeki malların hepsinin yok olması mümkün olmadığı için böyle bir ilke getirilmiştir. Bu ilkeye de genus non perit (çeşit borcu telef olmaz) denir.

Ancak parça borcunda ifa imkansızlığı söz konusu olabilir. Örneğin borçlunun ifayla yükümlü olduğu şey yukarıdaki gibi Vincent Van Gogh’un Yıldızlı Gece isimli tablosu olsun. Bu tablo borçlunun kusuru sebebiyle telef olursa TBK m. 112 uyarınca borçlu tazmin ile yükümlüdür. Ancak malın telef olmasından sorumlu değilse TBK m. 136’ya göre borç sona erer.

TBK m. 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

TBK m. 136- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.

2 Aralık 2019 Pazartesi

Edim

     Borçlunun borcunun konusu edimdir, yani borçlunun yerine getirmekle yükümlü olduğu davranıştır. Bu davranış verme (dare) yapma (facere) ve yapmama (non facere) şeklinde olabilir.

Edim Çeşitleri:

  1. Olumlu Edimler-Olumsuz Edimler
     Borçlunun yükümlü olduğu davranış dare veya facere ise olumlu (müsbet) edim söz konusu olur. Borçlu; bedeni veya fikri gücü ile edimi yerine getirecekse şahsi borçtan, malvarlığı ile yerine getirecekse maddi borçtan söz edilir. Ancak edim hem şahsi hem maddi nitelikte olabilir. Örneğin alım-satım sözleşmesi...
     Edim non facere şeklinde ise olumsuz (menfi) edimdir. Bu da iki şekilde olabilir:
Olumsuz edim kaçınma şeklinde ise kaçınma borcundan, katlanma şeklinde katlanma borcundan söz edilir. Daha çok; kaçınma borcu şahsi, katlanma borcu maddi niteliktedir.

    2. Ani-Sürekli Edimler Edimler

     Borçlunun tek bir hareketiyle ifa gerçekleşiyorsa ani edimden bahsedilir. Asli edimi ani edim olan borç ilişkisine ani ifalı borç ilişkisi denir. Örneğin satış sözleşmesinde satılan malın alıcıya teslim edilmesi gibi...
     Borçlunun yüklendiği edim ancak zaman içinde sürekli bir eylemle yerine getirilebiliyor ise bu da sürekli edimdir. Borç ilişkisindeki asli borçlardan biri sürekli edimse o borç ilişkisine sürekli borç ilişkisi denir. Sürekli borç ilişkilerine örnek olarak kira, hizmet akitleri örnek gösterilebilir.
     Ani edimli sözleşmeler dönme mekanizmasıyla geriye etkili olarak, sürekli borç ilişkileri ise fesih yoluyla ileriye etkili olarak ortadan kalkar.

21 Mayıs 2019 Salı

Evlenmenin Hükümsüzlüğü


Evlenmenin hükümsüzlüğü denilince yokluk, mutlak butlan ve nısbi butlan akla gelir. Burada gözden kaçırılmaması gereken husus ise butlan hallerinin kendiliğinden hüküm doğurmadığıdır. Bir başka ifadeyle butlan hallerinde mutlak hakim kararı gereklidir.

A.      Evlenmenin Yokluğu
·         Evlenmenin, farklı cinsten kişiler arasında yapılmamış olması
·         Evlenmenin, yetkili memurun önünde yapılmamış olması
·         Aynı anda iki tarafın nikah memuru önünde hazır bulunmamaları durumlarında evlenme baştan itibaren ve kendiliğinden hükümsüzdür. Ayrıca bir dava açılmasına gerek yoktur.

B.      Evlenmenin Mutlak Butlanı
TMK m. 145 bazı hallerde kurulmuş olan evlenmenin mutlak butlanla batıl olduğunu belirtmiştir. Bu gibi durumlarda evlilik hakim kararıyla iptal edilir. Butlan kararı verilinceye kadar TMK m. 156 uyarınca evlenme geçerli bir evlenme gibi hüküm doğurur. Açılacak dava yenilik doğurucu bir davadır ve herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutulmamıştır. Davayı açma hakkı ise TMK m. 146’da Cumhuriyet savcısına ve ilgili herkese tanınmıştır.

TMK m. 145- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla batıldır:
1.Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın bulunması.
TMK m. 146- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından re'sen açılır.
Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir.
TMK m. 156- Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer. Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.

C.      Evlenmenin Nısbi Butlanı
Evlenmenin bazı sebeplerden ötürü sakat olmasına evlenmenin nısbi butlanı denir. Yine burada da yenilik doğurucu bir dava söz konusudur ancak bu sefer dava açma ilgili eşe aittir. Ayrıca TMK m. 153 gereği rızası alınmayan yasal temsilci de küçüğün veya kısıtlının evliliğinin iptalini talep edebilir. Ancak yine aynı hüküm uyarınca kişi; ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya kadın gebe kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.
·         Geçici süreyle ayırt etme gücünden yoksunluk- TMK m. 148
·         Hata- TMK m. 149 (Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa ya da eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak evlenmişse)
·         Hile- TMK m. 150 (Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa ya da davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse)
·         İkrah- TMK m. 151 (Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmişse)

NOT: Muvazaalı evliliklerde ise evlilik geçerlidir ancak hakkın kötüye kullanılmasına bağlı olarak güdülen amaç korunmaz.

Butlan Davasının Sonuçları
                Butlan kararı geçmişe etkili değildir. Batıl olan evlenme içinde veya kararın kesinleşmesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuk evlilik içinde doğmuş sayılır. Ayrıca dava açma varislere bırakılamaz, onlar sadece açılan davayı sürdürebilir.

19 Mayıs 2019 Pazar

Evlenme


Evlilik karşı cinsten insanların usulüne uygun olarak yaptıkları biyolojik ve sosyolojik bir kurumdur. Evlenme ise evlilik birliğini meydana getirmek için nişanlıların yaptığı bir işlemdir. Bu işlemin hukuki nitelikte olduğu su götürmez bir gerçektir. Hatta evlenme, bir aile hukuku akdi olarak görülebilir.
A.     Evlenme Ehliyeti

1)       Tam Ehliyetliler:  Ayırt etme gücüne sahip, kısıtlı olmayan ve yaşça erginliğe ulaşmış karşı cins bireyler evlenebilirler. Evlenme yaşı ise kadın erkek fark etmeksizin TMK madde 124’de 17 olarak belirlenmiştir. Ancak aynı madde bazı olağanüstü hallerde hakim 16 yaşını doldurmuş kadın veya erkeğe evlenme izni verebilir der.
TMK m. 124- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.

2)       Tam Ehliyetsizler:  Evlenme yaşını doldurmamış kişiler evlenmeye tam ehliyetsizdir.
TMK m. 125 ayırt etme gücünden yoksun olanların da evlenemeyeceğini açıkça belirtmiştir.

TMK m. 125- Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.  

3)       Sınırlı Ehliyetsizler: TMK m. 126 ve 127 küçük ve kısıtlıların yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça evlenemeyeceklerini hükme bağlamıştır. Yasal temsilci veli olsun vasi olsun noter onaylı yazılı rıza gerekir. Bu da diğer belgelerle beraber başvuru sırasında takdim edilir.
Yasal temsilci evlenmeye izin vermiyorsa TMK m. 128 gereği sınırlı ehliyetsiz evliliğe izin isteyebilir. Yasal temsilciyi dinleyen hakim bunda haklı bir sebep görmezse evliliğe izin verebilir.

TMK m. 126- Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
TMK m. 127- Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça evlenemez.
TMK m. 128- Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir.  

B.     Evlenme Engelleri
1.       Hısımlık (TMK m. 129)
·         Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
·         Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında
·         Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında evlenme engeli bulunur.

2.       Önceki Evlilik ve Gaiplik
·         Önceki evliliği bitmedikçe kişi evlenemez. (TMK m. 130)
·         Gaipliğine karar verilen kişinin eşi ile olan evliliği feshedilmedikçe eşi tekrar evlenemez. (TMK m. 131)

3.       Akıl Hastalığı
·         Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. (TMK m. 133)
Bunlar kesin evlenme engelleridir. Yani bunlardan biri var olduğunda evlenme kesin hükümsüzdür. Aşağıdakiler ise kesin olmayan evlenme engelleridir. Bunlar evlenmeyi etkilemez.

4.       Iddet Müddeti
·         TMK m. 132 hükmünce evliliği sona ermiş kadın evliliği sona ermesinden itibaren başlayarak 300 gün geçmedikçe evlenemez. Buna ıddet müddeti ya da bekleme süresi denir. Kadının önceki evliliğinden gebe kalıp kalmadığının anlaşılması için kanun koyucu kadının azami hamilelik süresi olan 300 gün beklemesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Kadın bu süre dolmadan evlenirse evlilik geçerlidir.

5.       Bazı Bulaşıcı Hastalıklar
·         TMK akıl hastalığından başka bir hastalığı evlenme engeli olarak görmemişse de 1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha kanununu bazı hastalıkları evlenme engeli olarak belirtmiştir. Kişi bu hastalıklara sahip biriyle evlenirse yine evlilik geçerli olacaktır.

C.     Evlenmenin Şekil Şartları
       I.            İlk olarak kadın ve erkek içlerinden birinin ikamet ettiği yerdeki evlendirme dairesine birlikte başvurur. (TMK m. 134) Bu başvuru yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. (TMK m. 135)
    II.            Başvuru esnasında gerekli belgeler TMK m. 136’da sıralanmıştır: Erkek ve kadından her birinin, nüfus cüzdanı ve nüfus kayıt örneği, önceki evliliği sona ermiş ise buna ilişkin belge, küçük veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin imzası onaylanmış yazılı izin belgesi ve evlenmeye engel hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporu.
 III.            Evlendirme memuru başvuruyu inceler. (Memur belediye olan yerlerde belediye başkanı veya onun tayin edeceği memur iken köylerde muhtardır)
  IV.            Yapılan inceleme sonucu bir eksiklik yoksa memur çiftlere izin belgesi verir. Bu belge verildiği tarihten başlayarak altı ay içinde evleneceklere herhangi bir evlendirme memuru önünde evlenebilme hakkı sağlar (TMK m. 139)
     V.            Evlendirme memuru tören yerinde evleneceklerden her birine birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Memur, evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar (TMK 142)
  VI.            Son olarak çiftlere tören bitiminde evlilik cüzdanı verilir. Çiftler isterlerse evlilik cüzdanını aldıktan sonra dini tören yapabilirler (TMK m. 143)

14 Mayıs 2019 Salı

Sosyal Devlet


Sosyal devlet, sosyal adalet ve güvenliği sağlamak ve herkes için insan onuruna yaraşır bir hayat tesis etmekle görevli devlettir. Ayrıca sosyal devlet sınıfsal çatışmaların önüne geçmeyi ve milli bütünlüğü sağlamayı da ödev bilir.  
Bunları gerçekleştirmek için de devlet iktisadi ve sosyal hayata müdahil olabilir, hatta bu gerekli görülmüştür. (Burada jandarma devlet ve sosyal devlet birbirinden ayrılır. Çünkü sosyal devlet, devlet müdahalesini meşru ve elzem görürken, Locke’un liberal anlayışından esinlenen jandarma devlet anlayışına göre devlet sadece savunma ve güvenlikten sorumludur. Devletin sosyal ve iktisadi hayata müdahalesi gereksiz ve zararlıdır.) Gerçekten de Türkiye Cumhuriyetini, ikinci maddesinde sosyal devlet olarak tanımlayan 1982 anayasası bunu doğrular niteliktedir. Ama yine de siyasal iktidarlara belli bir iktisadi model dayatmamıştır. Ekonomi politikalarını belirlerken kendi tercih ve görüşlerine göre hareket etmelerine imkan vermiştir.

2. Madde- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

5. Madde- Devletin temel amaç ve görevleri … sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

48. Madde- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
 Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.

166. Madde- Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayiin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını planlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir.

167. Madde- Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.

Sosyal Devletin Yöntemleri
·         Herkese çalışma imkânı sağlamak (Madde 49)
·         Çalışanların adil ücret almalarını sağlamak (Madde 55)
·         Çalışamayanlara sosyal güvence (Madde 61)
·         Vergide adalet (Madde 73)
·         Devletleştirme ve Özelleştirme (Madde 47)
·         Planlama (Madde 166)



19 Nisan 2019 Cuma

Nişanlanma


Nişanlanma, kadın ile erkeğin karşılıklı olarak evlenme vaadinde bulundukları hukuki bir işlemdir. Mamafih kanunkoyucu evlenme vaadini nişanlanmanın kurucu bir unsuru olarak görmüştür. Öyle ki TMK madde 118’de “Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.” der.  Ayrıca karşılıklı evlenme vaadinde bulunanların farklı cinsiyetten olmaları gerekmektedir.

Nişanlanma Ehliyeti
                Tam ehliyetliler nişanlanabiliyorken tam ehliyetsizlerin yapacağı nişanlanma işlemi kesin hükümsüzdür. Nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı olduğu temsil yasağı vardır. Dolayısıyla tam ehliyetsizler yasal temsilcileri vasıtasıyla da nişanlanmazlar.
Sınırlı ehliyetsizler içinse TMK 118 bir hüküm getirmiştir. Buna göre “Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.

Nişanlanmanın Hükümsüzlüğü
Yukarıda da belirtildiği gibi tam ehliyetsizlerin yaptıkları nişanlanmalar kesin hükümsüzdür. Nişanlanma; hısımlık, evlatlık ilişkisi, akıl hastalığı, zaten var olan bir evlilik ve muvazaa durumlarında da mutlak butlanla sakattır. 

Nişanlılığın Sona Ermesi
1)      Evlilik: Evlenme doğal olarak nişanlılığı bitirir.
2)      Evlenmenin imkansız hale gelmesi (Ölüm, gaiplik, taraflardan birinin cinsiyet değiştirmesi)
3)      Bozucu Şartın Gerçekleşmesi: Nişanlanma şart ya da süreye bağlanabilir. Örneğin hastalığı atlatmış bir kişiyle nişanlanırken hastalık tekrar nüksederse nişanlanmanın bozulacağı kararlaştırılabilir. Buna infisahi ya da bozucu şart denir. İşte bunun gibi bozucu şartın gerçekleşmesi durumunda nişanlanma sona erer.
4)      Tarafların nişanın atılması konusunda anlaşmaları…
5)      Taraflardan birinin sürekli akıl hastalığına yakalanması gibi kesin evlilik engellerinde de evlilik sona erer.

Nişanlılığın Sona Ermesinin Sonuçları
                Nişanı haksız yere bozan ya da kusuru ile nişanın bozulmasına yol açan kişi TMK 120 gereği maddi tazminat öder. Özellikle nişan giderleri ve evlilik maksadıyla yapılan harcamalar tazmin edilir. Madde 120 tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimselerin de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebileceklerini belirtmiştir.
Nişanın bozulmasında kusuru bulunan kişi karşı tarafın kişilik hakkının zedelenmesine yol açmışsa karşı taraf TMK 121 uyarınca manevi tazminat talebinde bulunabilir. Mesela nişanlının terk edilmesi kişinin çevresi tarafından küçük düşürülmesine yol açmışsa bu durumda manevi tazminat isteyebilir. Ancak bunu sadece kişilik hakkı zarara uğrayan kişi isteyebilir.
Nişanlılığın evlenme ile sona ermesi dışındaki tüm hallerde hediyelerin geri verilmesi gerekir.(TMK m. 122) Hediyeden ne anlaşılacağı konusu tartışmalıdır ancak en basitinden nişan yüzükleri bu kapsama girer.  Ayrıca TMK 122 anne, babanın veya onlar gibi davrananların da karşı tarafa verdikleri hediyeleri geri isteyebilmeleri imkânını getirmiştir.
Maddi veya manevi tazminat davası açacak olanlar ya da hediyelerinin geri verilmesini isteyenler 1 yıl içinde talepte bulunmalıdırlar. Çünkü TMK m. 123 nişanlanmanın sona ermesinden doğan talep haklarının 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını öngörmüştür.

8 Nisan 2019 Pazartesi

Soybağı

     Soybağı geniş anlamda kişinin üst soyu ile arasındaki biyolojik bağdır. Türk Medeni Kanununda ise dar anlamıyla kişinin anne ve babası arasındaki bağı ifade eder.  






























A)              DOĞUM
TMK 285’e göre evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden itibaren başlayarak 300 gün(300 günün esprisi azami gebelik süresinin 300 gün olmasındandır)  içinde doğan çocuğun babası koca kabul edilir. Buna babalık karinesi denir.
Evlilik boşanma veya butlan kararı ile sona ermişse mahkeme kararının kesinleşmesinden, ölüm ile sona ermişse ölüm tarihini izleyen günden, gaiplik ile son bulmuşsa ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren 300 günlük süre işlemeye başlar.
Kadın evliliği bitince gereken süreyi beklemeyip yeniden evlenmişse ve bir çocuk dünyaya gelmişse o zaman karineler çatışır. Bu durumda TMK m. 290 hükmüne göre ikinci evlilikteki baba koca sayılır.
Babalık karinesi soybağının reddi ile çürütülebilir. TMK m. 286 bu hakkı kocaya ve çocuğa vermiştir. Ancak soybağının reddini isteyen bunu ispat etmelidir. Eğer çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse TMK m. 287 davacıya kocanın baba olmadığını ispat etmesi yükümlülüğünü getirmiştir. Çocuğun ne zaman ana rahmine düşmüş kabul edileceğinin ihtilafa mahal vermemesi için aynı madde bir düzenleme getirmiştir. Buna göre evlenmeden başlayarak en az 180 gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla 300 gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır. Böyle bir durumda davacı kocanın baba olmadığını ispatlamak için cinsel ilişkinin imkânsızlığını veya illiyet bağının yokluğunu ileri sürer.
Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse TMK m. 288’e göre davacının başka bir kanıta ihtiyacı yoktur.
TMK m. 289 dava için hak düşürücü süreler öngörmüştür. Buna göre koca doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde, çocuk ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.

B)               TANIMA
Tanıma evlilik dışı çocuk ile babası arasında soybağı kurulmasını sağlar. Yenilik doğuran bir işlemdir, herhangi bir süreye tabi değildir ve geçmişe etkilidir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için ehliyet şarttır. Küçük veya kısıtlıların yapacağı tanıma beyanında TMK m. 295 yasal temsilcinin rızasını arar.  
TMK m. 295 tanıma için bazı şekil şartları öngörmüştür. Şöyle ki baba; nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvuru ile ya da noterde resmî senetle veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla tanıma işlemini gerçekleştirebilir. Ancak çocuğun bir başka erkek ile arasında soybağı olmamalıdır.
            Tanıma beyanında bulunan baba bu işlemi hata, hile, ikrah yoluyla yapmışsa anne ve çocuğa karşı tanımanın iptali davası açabilir (TMK m. 297). Ayrıca tanıyanın çocuğun babası olmadığı öğrenildiğinde TMK m. 298 gereğince anne, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, hazine ve diğer ilgililer tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı tanımanın iptalini dava edebilirler. TMK m. 300’de ise hak düşürücü süreler şöyle belirlenmiştir: Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer.

C)               BABALIK HÜKMÜ
            TMK m. 301 anne ve çocuğa soybağının hâkim tarafından belirlenmesini isteyebilme hakkı vermiştir.  Bu durumda yine karine devreye girer. Davalının, çocuğun doğumundan önceki 300. gün ile 180. gün arasında anne ile cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine sayılır. Ayrıca bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının anne ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur. (TMK m. 302)
TMK m. 303’e göre babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Anne ise doğumdan başlayarak bir yıl içinde davayı açmalıdır. Ayrıca TMK m. 304 annenin mali haklarını düzenlemiştir. Buna göre anne dava ile birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından bazı giderlerin karşılanmasını isteyebilir. Bunlar: doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri gibi giderlerdir.